Yaklaşık üç hafta önce, 18 Eylül’de, New York’ta, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun oturumu, İran’ı çevreleyen siyasi gelişmeler gölgesinde başladı. Özellikle Amerika’nın bölgedeki İran etkisine karşı koyma ihtiyacına odaklandığı geçen yıldan bugüne İran meselesiyle ilgili olarak önemli değişiklikler yaşandı.ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’a karşı kullandığı sert söylemlerden ve bu yılın Kasım ayında Tahran’a yönelik yaptırımları sertleştirme niyetini açıklamasından sonra; ABD’nin, daha geniş bir stratejinin parçası olarak, müttefiklerinin İran’la yüzleşmesi için bölgede bir dış politika geliştirmeye yönelik hareketleri gözlemlenmektedir.Son zamanlardaki gelişmeler, bazı Arap ülkelerini hızla hareket etmeye ve bölgedeki karşılıklı yarar sağlayan politikalar konusunda Washington’a verdikleri desteği dile getirerek durumdan faydalanmaya teşvik etti.

İran’ın Müzakerelere Karşı Tutumu

Geçtiğimiz birkaç ay içinde, ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından, Cumhurbaşkanı Ruhani, İran lideri Ayetullah Seyyid Hamaney’in görüşlerine daha yakından uyum sağlamaya çalıştı. Bunu yaparken, Amerikan ve İran tarafları arasındaki olası herhangi bir diyalog hakkındaki her türlü spekülasyona kapıyı kapattı ve aynı zamanda İran’ın dış politikasıyla ilgili daha sert bir tutum benimsedi.

Birkaç hafta önce Ayetullah Seyyid Hamaney ve hükümet üyelerinin katıldığı bir toplantıda, Cumhurbaşkanı Ruhani, İran’a uygulanan ABD yaptırımlarından bahseden önemli bir konuşma yaptı ve siyasi bir çözüm görünmediğini vurguladı. Çünkü Tahran’a bu yaptırımları dayatan ABD yönetimi anlaşmalara uymadı. “ABD’nin emelleri ekonomik baskının ötesine geçiyor, İran’daki varlıklarını yenilemek ve kontrol etmek istiyorlar” dedikten sonra Ruhani sözlerine şöyle devam etti: “Halkımız buna asla izin vermeyecek ve tüm dünyaya direniş ve kararlılığını gösterecek.”

Daha önceki bir açıklamada, Cumhurbaşkanı Ruhani, “İran, Amerikan baskısına boyun eğmeyecek, onurunu koruyacak ve ABD’ye karşı direnecek” dedi. Aynı zamanda, İran halkının oybirliğiyle desteğini aldığını da belirtti. Bu ifadeler, genellikle, önemli dış politika konularında son sözü söyleyenin Ayetullah Seyid Ali Hamaney olduğu gerçeğine rağmen dile getirildi.

Cumhurbaşkanı Ruhani, İran parlamentosuna Devrim Lider’inin direktiflerine uyma gerekliliğine ilişkin olarak hitap etti ve bir gün sonra Ayetullah Seyyid Ali Hamaney, cumhurbaşkanı tarafından sergilenen soğukkanlı, dingin ve temkinli tutumu övdü. Ayrıca son seçimlerde Ruhani’nin 23 milyondan fazla İranlı seçmenin oylarını nasıl kazanmış olduğunu belirtti.

Medya raporlarında  müzakerelere girmeye ve nükleer programına bir çözüm bulmaya istekli olduğunun belirtilmesinin aksine; Tahran ABD ile balistik füze konusunda müzakerenin kırmızı bir çizgi olduğu görüşünü savunan son anlaşma şartlarına bağlı kalmaya devam etmektedir.

ABD’nin Müzakerelere Karşı Tutumu

Televizyonda yapılan bir konuşmada, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ABD ile İran arasındaki müzakerelerden bahsetti ve şunları söyledi: “Müzakere etmeye istekli olduklarını iddia edenlerin müzakerelerin kural ve prensipler taşıdığını ve ilk prensibin güvenilirlik olduğunu anlamaları gerekiyor.”Cumhurbaşkanı Ruhani ayrıca şunları ekledi: “Trump’ın retoriğinin iki amacı var: Birincisi, İran halkının kendi liderliği ve ülkenin hükümetini psikolojik savaş yoluyla sorgulamasını sağlamak. İkincisi, yaklaşmakta olan Amerikan Kongresi seçimlerinde partisinin seçim kazanımları elde etmesidir.”

İran’ın Ekonomik Krizlerinin Kökleri İslam Devrimi Öncesi Döneme Uzanıyor

Bazı iktisatçıların görüşlerine göre, İran’ın ekonomik krizlerinin kökleri İslam Devrim’i öncesi döneme kadar uzanmaktadır.Cumhurbaşkanı Ruhani şunları söyledi: “İran’ın ekonomik sıkıntılarının çoğunun kökleri, ne bu hükümete ne de ondan öncekilere aittir. Bunlar, devrimden önceki bir zamana aittirler. Ancak, biz onbirinci hükümet olarak, döviz piyasasının istikrarını korumak için gerekli önlemleri zaten aldık. Gerçekten de bunu yapabildik ve halk ekonomik durumun iyileştirilmesinden kesin olarak emindi.Bununla birlikte, birkaç ay önce şehirlerden birinde patlak veren ve kamu düzensizliği çağrılarının eşlik ettiği protestolar  ve Trump’ın sosyal ve ekonomik düzeni etkilemeye yönelik tehditleri, halkın endişelenmesine ve bazı ekonomik sorunların ortaya çıkmasına neden oldu.”

Yeni Karşılaşma

İranlı politikacılar, yeni karşılaşmaya bir öncekinden daha büyük bir iyimserlikle yaklaşıyorlar. Çünkü Washington, yeni yaptırım dalgasını sürdürmede tek başına hareket etmekte ve diğer önemli uluslararası liderler ABD’nin yaptırımlarına ilgi göstermemektedir.Bu, Başkan Hasan Ruhani’nin yakın zamanda yaptığı bir konuşmada ifade ettiği görüştü; “Çin ve Rusya, tam bir dürüstlükle, Amerikan baskısına karşı çıkacaklarını ve İran’la imzalanan anlaşmaları sürdürmeye kararlı olduklarını bildirdiler.”

Ruhani, Asya ülkeleriyle ilişkilerin güçlendirilmesinin önemine işaret etti ve aynı zamanda, Avrupa Birliği ülkeleriyle daha yakın  ilişkiler kurulmasını vurguladı. Ruhani şunu söylemek istedi: Washington, bir yandan Avrupalılar üzerindeki baskıya son vermeyi reddederek yatırım fırasıtından mahrum kaldı. Bir yandan da Avrupalılara Moskova ve Pekin’in İran pazarındaki en önemli ekonomik ve ticari ortaklar olduğunu iletti. Böylece alternatif tedbirlerin zaten uygulandığını işaret etti.Bu da, Avrupa Birliği’ni, Tahran’la çıkarlarını tehlikeye atmaya dönük Washington’un baskısına karşı çıkmaya teşvik etmektedir. Ruhani ayrıca, Avrupa ülkeleri tarafından alınan siyasi konumun olumlu olduğunu ama bununla birlikte sorunun Amerika’da baskı altında olan ve muhtemel yaptırımlarla karşı karşıya olan Avrupalı şirketlerde bulunduğunu söyledi. Dolayısıyla İran’ın “Avrupa tarafından pratik önlemler” beklediğini ifade etti.

İran ile P4 + 1 grubu arasında BM’de bakanlar düzeyinde yapılan son görüşme sonrasında [daha önce ABD’yi de içeren orijinal P5 + 1 nükleer anlaşma imzalayıcılarının
yeni versiyonuna atıfta bulunuldu] AB dış politika sorumlusu Federica Mogherini, katılımcıların nükleer anlaşmanın tam olarak uygulanmasını yeniden doğruladığını ve olağanüstü sorunlara çözüm bulmaya çalıştıklarını duyurdu.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ülkesinin anlaşmanın uygulanmasına tamamen bağlı olduğunu, toplantıya katılanların İran’ın petrolünü satma hakkını onayladığını ve İran’ın ihracatını sürdürmek için katılımcı ülkeler ve İran arasında kanalların kurulmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Mogherini gazetecilere verdiği demeçte, “AB üye ülkelerinin İran’la meşru finansal işlemleri kolaylaştırmak için tüzel bir kişilik kuracağını” belirterek, Avrupalı ortakların İran’a karşı olumlu bir tutum sergilediklerini belirtti.

Büyük Avrupalı şirketler, İran aleyhine alınabilecek önlemlerden endişe duyuyorlar, fakat aynı zamanda, yabancı yatırımcılar büyük getiri sağlayabilecekleri İran pazarında büyük bir potansiyel olduğuna inanıyorlar.Bundan dolayı – ekonomik işbirliğinin çeşitliliği ve Asya ve Avrupalı şirketlerin İran’ı özel bir şekilde görmesi nedeniyle – ABD’nin beklentilerinin aksine, son siyasi gelişmelerin İran ekonomisi üzerinde çok az etkiye sahip olacağı görünüyor.

Sonuç

İran’da Cumhurbaşkanı Ruhani’nin ülke ekonomisine geçmişten daha fazla ilgi göstereceği ve dış politika yönelimlerinin İran’daki İslam Devriminin Lideri ile daha yakın bir koordinasyon içinde olacağına dair beklentiler var. Bu nedenle, halkının içteki taleplerini mevcut koşullar ışığında karşılamaya çalışması durumunda Ruhani’nin işi zor olacaktır.Bazı İranlı iktisatçılar, İran’ın bugün karşı karşıya olduğu ekonomik sorunların, ABD’nin yaptırımlarından ziyade yanlış bir tutumun sonucu olduğunu iddia ediyorlar.Ağustos ayında, İran parlamentosu, Ekonomik İşler ve Maliye Bakanı Mesud Karbasyan’ı ülkenin karşılaştığı ekonomik durum hakkındaki performansıyla ilgili verilen gensorudan sonra ve Çalışma ve Sosyal Refah Bakanı Ali Rabii’yi de benzer nedenlerle görevden aldı.


Kaynaklar:

TEILEN
El-Beyan Araştırma ve Planlama Merkezi’nde araştırmacı.