İran’da İslam Devrimi zaferinin ve 1979’da monarşik düzenin devrilmesinin kırkıncı yıldönümü yaklaşırken, İranlılar 6 Ağustos 2018’de Amerikalıların yaptırımlarının uygulamaya geçeceği yeni bir ekonomik dönemin başlangıcıyla yüzleşecekler.Ekonomistler, 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmanın, İran’ın Batı bankalarıyla ilişkilerini normale döndürmesinin önündeki engellere rağmen ülke ekonomisine önemli faydalar getirdiğini belirtmektedirler.

Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından 2018 Mart tarihinde yayınlanan bir rapora göre, İran ekonomisi yaptırımların kaldırılması sonrasında büyüdü. Ayrıca bunun 2017/2018 mali yılının sonuna kadar % 3.37 oranında artması bekleniyor.[1]

Metodoloji

Bu çalışmanın amacı, ABD yaptırımlarının uygulanmasının ardından İran ekonomisinin geleceğini öngörmek; petrol gelirlerinden elde edilen en önemli gelir kaynaklarından mahrum kaldıktan sonra, ortaya çıkacak yeni kriz karşısında ekonominin alacağı muhtemel yönü saptayıp İran devletinin tepkisi ve Amerika’nın ekonomik ambargosu ile yüzleşme bağlamında mevcut politika alternatifleri hakkında bilgi saptamalar yapmaktır.

Yukarıdaki hususların ışığında, İran ekonomisinin geleceğini öngörmek için, bu çalışma farklı ekonomik ve politik değişkenleri incelemeye odaklanıp İran ekonomisinin geleceğine ilişkin senaryoları ve mevcut hükümetin önümüzdeki aylar veya muhtemelen yıllar boyunca sürecek olan ABD yaptırımlarının uygulanmasından sonra ekonomik etkilerle başa çıkmak için sahip olduğu farklı politika alternatiflerini ele alacaktır.

Giriş

İran ekonomisi, İslam devriminin kırk yıllık ömrü boyunca, iç krizler veya İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı direkt olarak yapılan savaş  nedeniyle, , birbirini takip eden değişimler ve gelişmelerden geçmiş ve bu da uluslararası ablukalar ve bazen artan ve bazen azalan değişik yaptırımlarla sonuçlanmıştır. Bu yaptırımlar, 2012 yılında Cumhurbaşkanı Ahmedinejad döneminde maksimum düzey ve zirveye ulaşmıştır. İslam Cumhuriyeti’nin kırk yılındaki siyasal değişiklikler,  İran ekonomisinin kalkınma ve insani endeksleri üzerinde gözle görülür bir etki yaratmıştır. Başkan Hasan Ruhani 2013 yılında göreve geldiğinde ekonomik performans göstergeleri en kötü negatif reel ekonomik büyüme oranındaydı ve resmi istatistiklere göre enflasyon oranı % 40’ın üzerindeydi.[2]Ancak 2015 yılında, 5 + 1 grubuyla nükleer anlaşma sağlandı ve Ruhani hükümeti İran ekonomisini canlandırmak ve performansını artırmak için bu anlaşmaya  sırtını dayadı.

Nükleer anlaşmanın uygulanmasının ardından petrol ihracatı arttı, yabancı yatırımlar geri döndü ve 2016 yılı itibariyle petrololün gayrisafi yurt içi hasıla için sağladığı nispi önem  nedeniyle genel makro ekonomik performans göstergeleri iyleşti. Ancak, ABD başkanı Donald Trump’ın güç kazanmasıyla yaptırımlar yeniden ve hızlı bir şekilde döndü. ABD yönetimi, İran hükümetine karşı sert bir duruş sergiledi ve Mayıs 2018’de nükleer anlaşmadan çekilme ve benzeri görülmemiş iki aşamalı ekonomik bir amborgoyu İran’a uygulama karaı aldı. ABD dolarının uluslararası düzeyde kullanımı önünde engeller oluşturmayı kapsayan ilk aşama, 6 Ağustos 2018’de başladı. 4 Kasım 2018’de yürürlüğe girecek yaptırımların ikinci aşaması ise İran’ın petrol müşterileri hakkında olup İslam devrimi sonrası İran devleti tarihinde yeni bir bir dönemin başlangıcı sayılmaktadır. Son kırk yıldır yaşanan krizler, sürekli olarak ve şimdiye dek İran’ın ekonomik büyümesini engelledi.

indir PDF