Ali Ziad Ali, Stratejik ve uluslararası ilişkiler uzmanı.

Terör Olgusunun Stratejik Analizlerindeki Anlayışlar

Terörizm olgusu,  bir takım çelişkili bileşen ve aşamaları birleştiren yapay bir yapıdır. Gerek yerli gerekse yabancı bazı analistler yapısal ve kavramsal anlamda belirsiz bazı şartlar öne sürmüşlerdir. Fakat bu olguyu daha yakından inceleyecek olursak ve çeşitli bileşenlerini yapısal olarak çözümlersek, gerçekte bu olgunun birbirinden farklı yapay varlıklardan oluştuğunu anlarız. Bu yapay varlıklar bir araya geldikten sonra kendilerini “El-Kaide ve IŞİD” gibi farklı gruplar halinde ortaya çıkartırlar. Terörizm olgusunun çok yönlü yapısı vardır. Bu yapı çeşitli dini teorilerin sapkın yorumlarıyla ve dikkatlice inşa edilmiş istihbarat toplama araçlarıyla birlikte çalışır. Çeşitli uluslararası stratejik gündemlerin gerçekleştirilmesi için yayılan bu olgu, bazı zamanlarda devam eden krizlerde uluslararası bir çehre ile görünürken diğer zamanlardaysa sadece bölgesel çehrelerle ortaya çıkar. Küresel güçler, çıkar çatışmalarından dolayı terörizmi ulusal güvenliği küresel seviyede koruyacak bir alet olarak ortaklaşa kullanmışlardır. Bazı zamanlarda ise dünyanın çeşitli bölgelerindeki müdahaleleri boşa çıkartmak amacıyla terörü kullanmışlardır. Bu olgunun daha kesin olarak değerlendirilmesi için aşağıdaki hususlara yöneleceğiz:

  1. Terörizm Olgusunun Entelektüel Açıdan Analizi

Terörizm olgusunu yakından izleyenler, bu olgunun aşırı dindar bazı gruplar tarafından katı düşüncelerin edinilme hikâyesi olduğunu göreceklerdir.  Entelektüel açıdan bakarsak terörizm bir dizi katı dini inanış ve fikirlerin temellendiği bir dogmadır. Bu görüşler, vazifeli bazı düşünce okulları tarafından radikal grupların benimsemesi için üretilir. Onlar daha sonra bu “ideolojiyi” terör çevrelerinde cinayet ve sindirmeyi kullanarak yaymaya başlar. Bu yüzden biz terörizm olgusuna ait temelleri analiz ederken bu fikir ve inanışlara dayanan kompozisyonun terör grupları arasında ses bulduğunu anlarız. Onları kullanmak için el altında tutanlar bu fikirlerden faydalanır. Bu fikirler ise temelinde “ sonuçlar, kullanılan her yolu haklı çıkartır” prensibinden ortaya çıkmıştır. Aslında  özel veya baskın ideolojiler belli başlı okulların doktrin ve fikirlerinden zuhur eder. Bu yolda belirli dini sembolleri kendi dogmasını meşrulaştırmak için kullanırlar. Semboller aynı zamanda terörist hareket ve organizasyonun biçim verilmeye başlandığı takviye noktasıdır. Kısaca terörizm, stratejik amaçlar için ortaya çıkartılan istihbarata ait bir olgudur.

  1. Terörizm Olgusunun Stratejik Açıdan Analizi

Şüphesiz terörizm olgusu tesadüfler sonucunda oluşacak bir şey değildir. Aksine dünyanın büyük güçlerinin arasındaki çıkar çatışmalarının doğal sonucu uluslararası sahnede oynanması için oluşurlar.  Bazı Batılı güçler bu “sapkın” olguyu belirli hassas bir bölgede süregelen çatışmalarındaki ihmal sonucu oluşan bazı durumlarla başa çıkmak için kullanıyorlar. Örnek olarak, Amerika’nın Sovyet Rusya’sına darbe vurmak için El-Kaide’yi nasıl desteklediğini hepimiz gördük. Diğer bazı güçler ise aynı teknikle terör örgütlerini istihdam ederek Suriye ve Irak’ta kendi gündemlerini öne çekmek için kullandı. Ayrıca bu vesayet savaşlarına katılarak hedeflerine ulaşmalarına yardım etse de onlar çatışmaya doğrudan taraf olmuyor ve bu bataklığa saplanmıyorlar. Nitekim terörizm belası, çıkarlar çatıştığında herhangi bir aktörün etkisini arttırmak ve askeri güce dolaylı yoldan idman yaptırmak için  kullanılan stratejik aygıtlardan birisidir.  Son olarak, terörizm bölgede kötü görünümünü perdelemek amacıyla bazı güçlü ülkelerin stratejik silah seçimidir.

  1. Terörizmin İstihbarat Açısından Analizi

Terörizm dünyanın en güçlü servislerine dolaylı veya dolaysız olarak bağlantılı istihbarat grupları olarak da değerlendirilebilir. Kuşkusuz terörist oluşumlar özel operasyonlara ve çatışmalara nezaret eden servisler tarafından eğitilen hibrit ajanların toplandığı istihbarat grup veya organizasyonudur. Terörist organizasyonların mukavemetlerini analiz edecek olursak bunların doğrudan veya dolaylı yoldan uluslararası istihbarat servislerinden yardım ve modern savaş metotlarına uygun olarak iletişim, casusluk ve en son çıkan silahların eğitimini aldıklarını anlarız. Son olarak, terörizm olgusu kendi formülasyonu içinde uluslararası istihbarat örgütleri tarafından yapılandırılmış karmaşık kümeler olarak da görülebilir. Açıkça bu platformu  kendi hedeflerine ulaşmak, tartışmalı bölgelerde etkilerini genişletmek ve stratejik çıkarları konusunda yarışmak için kullanırlar.

  1. Hükümet Kurumlarının Başarısızlıkları Açısından Terörizm Olgusunun Analizi

Terörizm olgusu bir ülkenin devlet işleri veya içişlerinden kaynaklanan bir olayın parçası olarak da görülebilir. Terörizm olgusunu inceleyerek, radikalizmin rasyonel mantığı kapattığını ve birlikten yoksun topluluklarda faal olduğunu görebiliriz. Nitekim bazı ülkelerin içişleri politikasının başarısız olmasını da temsil eder. Zira sosyal beraberlik sorunlarının çözümündeki bu büyük engel terörizme kapı açabilir. Bazı politikacılar arasındaki politik kaynaşmadaki eksiklik ve gücün kötüye kullanılması da bu gibi durumların sebebi olarak gösterilebilir. Fakat yine de terörizm bazı toplumlardaki bölünmenin bir sonucudur. Bölünmeler içte ayaklanmalara ve bu da doğrudan veya dolaylı olarak terörizm ve aşırıcılık olgusunun gelişmesine sebep olur. Sonuç olarak, yerel yönetimlerin ihmaline ek olarak içteki çözülemeyen sorunlar terörizme giden yolda döşenen taşlardan bazıları olarak gösterilebilir.

  1. Terörizm Olgusunun Hibrit Yapısının Analizi

Terörizmin yapısal haritasını göz önüne alırsak, terörizm bir dizi harici ve dahili faktörlerden ibaret hibrit bir yapı olarak tanımlanabilir. Mezkur faktörlerin sonunda terörizm potasından eriyerek tek bir olguya dönüşen yapı  “IŞİD” gibi aktif terör  hücresi haline gelir. Olgunun yapısal boyutu çok yüzlü tabiatının sonucu olarak güçlü, ve kalabalık bir maiyet barındırır.  Bu olgunun dahili faktörü bir derece güçler tarafından emredilmiş dahili sebep ve gerekçelere dayanır. Mezkur politikanın sonucu olarak  toplumsal ve ideolojik zorunlulukları daha net hale gelir. Bazı topluluklar güçlendikten kısa süre sonra küresel sahnede belirir. Dış faktörler tarafından işin istihbarat ve stratejik boyutu için şişirilen bu terör olgusu ortaya çıkar.

  1. Çatışan Medeniyetler Açısından Terörizmin Analizi

Uluslararası terörizmin yükselişi stratejik doktrinlerin çatışmasının sonuçlarından biridir. Sovyet Rusya’sının çökmesinin ardından Batı sistemi ideolojik bir vakum bölgesiyle karşı karşıya kaldı. Bunun sonucu olarak Batılı doktrinlerin çöküşünü engellemek ve kendi kendine yeten bir sistem sağlamak için sanal bir düşman yarattı.  Birçok uluslararası çatışma kısa sürede ortaya çıktı. Batı bu zamanın sonunda medeniyetler çatışması ideolojisini benimsedi. Bu çatışmanın ve sivil ihtilafın kaynağı bilhassa İslami toplumda, kökten değişimci radikal hareketlerle Amerika ve müttefikleri oldu. Dini prensiplere dayalı medeniyet çatışmaları kısa zaman terörist örgütlere dönüştü. IŞİD’in başını çektiği bu örgütlerin ortaya çıkması Batı ve İslam medeniyetleri arasındaki çatışmanın bir sonucu olarak gerçekleşmiştir.

Sonuç olarak, terörizm olgusu hakkında analizlerin çoğunluğunu göz önüne alırsak, bu olgunun küresel güçler arasındaki uluslararası çatışmaların yükselmesinin sonucunda ortaya çıktığına inanabiliriz. Buna rağmen daha başka faktörlerin de bu tür olguların ortaya çıkmasında etkili olduğu söylenebilir. Rakip küresel güçlerin uluslararası çatışmaları ve küresel bölünmüşlüklerinin doğrudan bu yeni çatışma ve savaşların çıkmasına katkı sağladığı inkar edilemez. Bu çatışmalar için terörist örgütlerin istihdam edilerek küresel çatışmaların hızlanmasının desteklendiğini söyleyebiliriz.