“Uluslararası su anlaşmalarının tarihi milattan önce 2500 yılına kadar dayanmaktadır. Sümer site devletlerinden ikisi olan Lagaş ve Umma aralarındaki anlaşmazlığa sebep olan Dicle Nehri sorununu çözmek için bir anlaşma imzaladılar. Bu anlaşma tarihte kendi türünün ilki olması bakımından önemlidir.”[1]

Bugün Ortadoğu’daki uluslararası su ortaklıkları tekrar büyük sorunlarla karşı karşıyadır Zira bölgede bulunan bazı ülkelerin nehirler boyunca çoklu projelere girme ihtiyacında olması ya da akarsu üzerindeki ülkeye barajlar yaparak hoş olmayan su kesintilerine sebep olması sıkıntılar ortaya çıkartıyor. Buna örnek olarak: Irak-Türkiye arasında, Dicle Nehri üzerindeki Ilısu Barajı, Mısır-Etiyopya arasındaki Mavi Nil üzerindeki Büyük Etiyopya Rönesansı Barajı gösterilebilir(Nahda Barajı olarak da bilinir).

Söz konusu olan ülkeler mezkûr nehirlerden en üst seviyede verim alarak bu kaynakları kullanmak için projeler inşa etmeye başladılar veya geniş tarımsal alanları sulamak için ve/veya elektrik santrali yaparak yararlandılar. Bu süreçten çıkan fazlalıkları da ihraç ederek faydalandılar.

Özellikle deniz ya da nehirleri paylaşan uluslararası su ortakları arasında pek çok yasal sorun ortaya çıkmaktadır. Eğer söz konusu olan denizler ise, bu kara suları[2]veya deniz sınırı ile ilgilidir. Burada denizcilik faaliyetlerini ve balıkçılık haklarını bu sınırlar belirler. Bu tür meseleler uluslararası anlaşma maddeleri ile belirlenir. Ayrıca anlaşmalar uluslararası kamu yasası ve uluslararası gümrük kuralları ile de uygun olurlar. Durum akarsularda son derece farklıdır. Uluslararası toplantılarda belirlenen şartlar ve anlaşmalar aynı nehri paylaşan iki ülke arasındaki hakları aşağıda ve yukarı kalanlar olarak paylaştırır.

PDF İndir